Momentum hissi, insan beyninin son olaylara orantısız ağırlık vermesinden doğar. Arka arkaya iki korner gören bir izleyici "gol geliyor" der; oysa aynı maçta on dakika önce olan ve unutulan bir dizi atak da aynı ağırlıktadır. Sezgi, pencereyi kendiliğinden ve tutarsız biçimde seçer.
Ölçüm bu tutarsızlığı ortadan kaldırır. Pencereyi baştan sabitlersiniz — örneğin son on dakika — ve o pencerede sayılabilir olayları toplarsınız. Aynı yöntemi her maça uyguladığınızda, farklı maçlar arasında karşılaştırma yapabilir hâle gelirsiniz. Sezgiyle bu mümkün değildir; "bu maçta baskı var" cümlesi, başka bir maçtaki baskıyla kıyaslanamaz.
İkinci fark, ölçümün <em>yanlışlanabilir</em> olmasıdır. Bir momentum skorunu yazarsınız ve on dakika sonra ne olduğunu görürsünüz. Sezgi ise geriye dönük olarak kendini haklı çıkarır: gol gelirse "zaten görünüyordu", gelmezse "olmadı işte" denir. Sayı tutulmadığında hiçbir yöntem kendini test edemez.
Bunun sınırı da baştan söylenmelidir: momentum bir gol tahmini değildir. Ölçtüğü şey geçmiş on dakikadır, gelecek on dakika değil. Oran piyasası da aynı veriyi görür ve fiyatına yansıtır. Momentum hesabının değeri, öngörü üretmesinde değil, gözlemi tutarlı ve karşılaştırılabilir hâle getirmesindedir.